Haz
7

Renk dünyası

Renk Dünyası

Gizemli mor…       Ne soğuk, ne sıcak; ne kadınsı, ne de erkeksi… Son yılların moda rengi11 morgdan söz ediyoruz. Duygusal, m istik yücelik ve metafizik gücü çağrıştıran mor; asilliğin sembolü olarak yüzyıllardır kullanılıyor.
     
     150 yıl önce bir İngiliz kimyan, kömür üstünde deneyler yaparken moru keşfetti. Önceleri pek sevilmeyen morun dünyaya egemen oluşunun öyküsür Oxford Caddesini aydınlatan gaz lambalarının 13 yaşındaki VVilliam Perkinin dikkatini çekmesiyle başlıyor. Morun keşfinden etkilenen Perkin; kömürden başka hangi renkleri elde edeceğini merak ediyor ve deneylere başlıyor.
     
     Taşkömürü katranından “anilin” maddesini elde eden Perkinr bu maddeyi oksitlenmeye tabi tutarak mor renkli boyarmaddeler grubunu yani leylakr morr eflatunr macentar patiıcan moru ya da frambuaz tonlarını keşfediyor. Bu renklerin istenilen miktarlarda üretilebilmesi ve renk yoğunluğunu koruyabilmesi bu buluşu ilginç ve önemli kılıyor.
     
     Eflatun 1357′de ilk ipek kumaşların boyanmasında kullanılıyor. İlk zamanlar işler yolunda gitmese de Kraliçe Victoria kızının düğününde eflatun bir elbise giyince ve dünya modasının gözdesi Fransa kraliçesi Eugenie eflatun tonlarda kıyafet siparişleri verince bu renkler birden ilgi görmeye başlıyor.
     
     Pers kültüründe kutsal renk olarak kabul edilen morr Ortaçağ’da asaletin rengi olarak tanımlandı. Ortaçağın başlarında başpiskoposlar, kendi sınıflarına uygun olarak moru seçti. Roma İmparatorluğunda yalnızca kraliyet ailesi mensuplarının kullanabildiği mor; başa geçmekr imparator ya da sezar olmak anlamına geliyordu.
     
     Katolik Kilisesinde bir din adamır hiyerarşik sistemde ilerleme kaydettikçe cüppesindeki mor tonların ve beneklerin sayısı artıyordu. Piskoposlar leylak rengi giyinirkenr erguvan giysili kardinaller, mor ametist taşlı yüzük takıyordu. Mor renk tarih boyunca mistiklerr sanatglarr düşünürlerr düşünceleriyle toplumları yönlendirenler tarafından seçildi ve kullanıldı.
     
     Anlaşılmaz bir bütünlük ve birlik sağlayan bu rengin gizemli ve asil bir gücü var.
     Peki mor geçmişte mi kaldı? Tabii ki hayırr mor ve tonları günümüz modasına da yön veriyor. Hemen herkesin üzerinde mor kıyafetler, ayakkabılarr aksesuvarlar görebiliyoruz.
     
     Mor tonlarda makyaj yapanlarr hatta saçlarını mora boyatanlar da var. Belli bir iddianın, ruhani gücün dışavurumu belki de… Manevi enerjiyi simgeleyen morunr ruhsal yetenekleri ve zeka düzeyini geliştirdiğine inanılıyor. Günümüzde başkaldırının r farklılığın ve düşünce gücünün sembolü olarak görülen mor, modern ve sıcak bir renk olarak tanımlanıyor.
     
     Morun sakinleştirici etkisinin yanında uyana ve insana güç veren bir tarafı da var. Konsantrasyonu artırıyor. Meditasyon için en uygun renk olduğu düşünülüp insana dengeyi öğretiyor.
     
     Bu nedenle meditasyon r yogar reikir ayurveda gibi tamamlayıcı tip aktivitelerinin yapıldığı mekanlar mor renkte süsleniyor. Mor bir ışığın yandığı ya da duvarları morun tonlarına boyanmış bir odada dinlenmek ve yorucu düşüncelerden arınmak mümkün. Renk uzmanları özellikle yatak odalarının mor ve morun tonlarıyla boyanmasını tavsiye ediyor.
     
     En sağlıklı uykunun mor odalarda uyunacağı söyleniyor. Ancak dekorasyonda mor tonlarını kullanırken dikkat etmek gerekiyor. Çünkü morr eskiye ait kalıntıları su yüzüne gkarıyor ve serbest kalmayı sembolize ediyor. Uzmanlar değişimin ifadesini simgelemek adına morun kullanılabileceğini söylüyor. Örneğin agk renklerle dekore edilmiş salonunuza mor bir kanepeyle renk verebilirsiniz.
     
     Aslında renklerle ilgili bildiklerimiz sınırlı. Günümüzde doğal terapilerde renklerin gücünden faydalanılıyor. Ruhsal rahatsızlıklarr bedenin dengesinin sağlanması gibi konularda renklerden yardım alan uzmanlarr renk terapilerinde moru da kullanıyor.
     
     Uzmanlar mor deyince “denge”den söz ediyor. Dengenizi yerinde hissetmediğiniz bir günr farkında olmasanız da gözünüzün mor renge takıldığını belirtiyorlar. Bu rengin denge sağlamak için birebir olduğunu söyleyen uzmanlar r ruhsal ve fiziksel anlamda enerji dengesizliği söz konusu olduğunda morun devreye sokulduğuna işaret ediyor. Diğer yandan eklem iltihabı sorunları yaşayanlar için de morun iyileştirici özelliği bulunuyor.
     
     Mor deyince akla gelenler arasında baharın habercisi erguvanlar başı çekiyor. Baharda İstanbul erguvanlarla romantizm ve tazelik kokuyor. Boğaziçi, Çatalca ve Adalar bir başka çehreye bürünüyor. Osmanlı’da 13. ve 19. yüzyıllarda erguvan zamanının özel bir yeri vardı.
     
     Padişahlar Boğaziçi’nde sandal sefaları yapardı. Bu geleneği başlatan Sultan 1. Mahmudr her ayın 10′unda saraydan görkemli bir sandal kafilesiyle ayrılıp Küçüksu Kasrı ha gelirdi. Sultan yaklaşık İD gün burada kaldıktan sonra yine kayık kafilesiyle Saray’a dönerdi.
     
     2004 yılında Akbank Kültür Sanat Merkezi de erguvanlardan ilham alarak 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlediği festivale istanbul’da Erguvan Zamanı “ismini verdi. Festivalde film gösterilerin sergilerr paneller ve konserler düzenlendi. Bizans imparatorlarının simgesi erguvan renginin ilham verdiği festival, İstanbul’un Bizans ve Osmanlı geçmişini yansıtacak şekilde hazırlandı.
     
     Mor renk yazarlara da ilham veriyor. İnci Aral’ın 2003 yılında yayımlanan “Mor” isimli kitabı akla gelen ilk örneklerden. Öykü ve romanlarında genellikle kadın-erkek ilişkilerinin sevgiyir kadın kimliğini, bağlılık ve özgürlük sorunlarını irdeleyen Aral “Mor “da okuyucuya; gerilim dolu, gizemli, sürükleyici bir atmosfer sunuyor ve erkek dünyasının karmaşık labirentlerinde dolaşarakr onları taraf tutmadan, şefkat ve incelikle anlamaya çalışıyor.
     
     ”Mor’un katmanları içinde dolaşırken Türkiye’nin son yıllarına rastlıyoruz. Romanın arka fonunda Türkiye’nin son 40 yılı anlatılıyor. Bu tablo içinde savrulan insanlar, sevgiler, göçler, dağılmalar, kopmalar var.
     
     Patlamaya hazır bir toplumda yaşadığımızı söyleyen Aral, “Mor da öyle değil midir? Boğucudur, kırmızı ve mavi içerir; karmaşık ve gerilimlidir. Her an patlayıp, dağılacakmış etkisi yapar” diyor.
     
     Mor renkten ilham alan bir diğer yazar Amerikalı Seth Godin. “Mor İnek” kitabında pazarlamada “olmazsa olmaz “olarak nitelendirdiği “¦dikkat çekici olma ve fark edilme “kavramlarını anlatıyor.
     
     Değişen dünya ve rekabet şartlarıyla birlikte artik pazarda eski yöntemlerle mücadele etmek ve başarı kazanmanın mümkün olmadığına değinen Godin, geleneksel pazarlama ve pazarlama iletişiminin sonunun geldiğini vurguluyor.
     
     Dikkat çekici ve farklı olan kişi ve şirketleri “mor inek” olarak ifade ediyor.
     Birçok şeyi sembolize eden mor, bazen ilham veriyor bazen geçmişe götürüyor. Bazen sandal sefalarına bazen de kitap sayfalarına. Hepsinde aynı mesaj; derinlik, farklılık…
     
Kaynak: Diyorum Dergisi

Renk seçimi mobilya kadar önemli

      İçinde yaşanan bir mekanın kişiselleştirilmesinde renk seçimi en az mobilya veya mimari kadar önemli. Uzmanlar renklerin ruh hali üzerindeki etkisine dikkat çekerek “Seçim yaparken iyi düşünün” diyor.
     
     Birçok insan yaşadığı mekanın tasarımı konusuna büyük önem verir. İster yaşanan yapının mimarisi, ister içerisinde kullanılan mobilyalar veya başka ayrıntılar… Yaşadığımız mekan önemlidir ve her yönüyle bizi etkiler.
     
     Tabii bu arada yaşadığımız mekanın görenleri etkilemesini hatta beğeni uyandırmasını da isteriz. Bu nedenle insanlar evlerinin sıradan bir ev gibi olmasını değil, kendi kişiliklerinden çizgiler, ortak noktalar taşımasını ister. Uygun renk seçimi ise fark yaratma konusunda mobilya ve iç mimari kadar önem taşır.
     
Seçim kolay değil
      İşte bu fark yaratıcı özelliğinden dolayı renk seçimi, ev tasarımı ve mekanların kişiselleştirilmesi konusunda insanı en çok zorlayan kararların başında gelir.
     
     Zira renklerin yalnızca dekoratif özellikleri yoktur. Araştırmalara göre renklerin aynı zamanda insanın ruh halini etkileme özellikleri de bulunuyor. Bazı renkler canlı görünümünden dolayı insanı heyecanlandırırken bazı renkler dar alanlarda bile insana ferahlık hissi veriyor.
     
     Örneğin içerisi açık sarı, yeşil, mavi ve beyaz renkle boyanmış mekanlar ilk bakışta insanda genişlik ve ferahlık duygusu uyandırıyor. Koyu sarı, turuncu, kırmızı ve kahverengi renkleri ise bu tonların kullanıldığı mekanların insanlara çok daha samimi görünmesine neden oluyor. Araştırmalar özellikle sarı ve turuncu renklerin diğer renk tonlarına göre insanlara çok daha sıcak geldiği, bu renklerle bezenmiş mekanlarda yaşayanların kendilerini çok daha huzurlu hissettiklerini gösteriyor.
     
Huzur veriyor
      Özellikle toprak renklerinin açık tonlarının insanı sakinleştirdiği, huzur verdiğine dikkat çekilirken siyah rengin soğuk ve itici bir etkiye sahip olduğu belirtiliyor. Bir mekan için kullanılacak en dikkat çekici rengin ise hâlâ kırmızı olduğu düşünülüyor.
     
     Uzmanlara göre kırmızı rengin koyu ve parlak doğası insan beynini sürekli uyarıyor. Bu da mekana ayrı bir hava katıyor. Ancak çok parlak, örneğin fosforlu renklerin ise birçok insanın ruh halini olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Kısacası her rengin istisnasız olarak yansıttığı bir ifade, insanlarda uyandırdığı bir duygu bulunuyor. Bu nedenle doğru seçim için acele etmemek gerekiyor.
     
Hemen karar vermeyin
      Uzmanlar renk seçimlerinin mekanın boyutu, bulunduğu yön ve aldığı ışık miktarına göre yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kuzeye bakan mekanlarda sarı ve turuncu gibi sıcak renklerin kullanılması tavsiye edilirken güneye bakan mekanlarda daha koyu renklerin kullanılabileceği belirtiliyor.
     
     Bu arada renk uzmanları seçilen renklerin duvara sürüldüğünde bir ton açıldığı uyarısında bulunuyor. Yani asıl renk ancak boyanın duvarda kuruması sonucunda anlaşılıyor. Bu nedenle kötü sürprizlerle karşılaşmamak için bu konuda işin uzmanlarından tavsiye almaktan çekinmeyin.
     
Kaynak: Sabah


Aksesuarlar Aydınlatma Bahçe Bahçe Mobilyası Banyo Beyaz Eşyalar Boya Dekorasyon Duvar Dış Cephe Ev Dekorasyonu Halı Küçük Ev Aletleri Kitap Koleksiyon Mağazalar Mimari Mobilya Mutfak Mobilyası Ofis Mobilyası Parke Perde Renk Dünyası Tasarım Trend Yapı Zemin İç Dekorasyon