
MDM Mimarlık, Türkiye üniversitelerinde tasarım alanında öğrenim gören öğrencilerin katılabileceği ve sosyal sorumluluk bilinci taşıyan projelerin üretileceği ulusal bir yarışma düzenlemeye kkarar vererek Fonksiyonel Mekanlar Tasarım Yarışması’nı hayata geçirmiş. 2008 teması Fiziksel Engelliler Anaokulu Tasarımı olan yarışma, engellilerin toplum içerisindeki konumunu “farklılık” algısından çıkarıp okul öncesi eğitimle birleştirerek geleceğin Türkiye’sinde sorumlu ve “engelsiz” bir çevre algısı yaratmayı amaçlıyor.

Sepetçiler Kasrı Hammam Restaurant, Sepetçiler Kasrı Tonoz Cafe, Mabeyin Köşkü Restoran, Nişantaşı Tatbak, Zeynel İnegöl Köftecisi gibi birçok projeye imza atan MDM Mimarlık’ın kurucusu Mahmut Müftüoğlu’yla küçük bir söyleşi yaptık…

MDM Mimarlık’ı anlatır mısınız biraz, nasıl kuruldu?
1990 senesinde güzel sanatları derece ile bitirince Koç Holding’in tasarımda en etkili şirketi olan Beko Elektronik’de çalıştım. Ama mesleğimde ideallerim doğrultusunda kendi işlerimi de yapmak istiyordum. Bu idel beni 1994 senesinde MDM’nin temellerini atmam için itici bir güç olmuştur. Ailem ve arkadaşlarımdan, Türkiye’nin en büyük şirketlerinden ayrıldığım için hayatımın hatasını yaptım diyenler oldu. Aksine bu beni daha da heyecanlandırdı. Şimdiki MDM güçlü ve dokunulmaz ideallerin oluşturduğu temeller üzerine kurulmuş. Bu idealler çalışma arkadaşlarımla da aynı paralellikde olduğu için MDM misyonu doğrultusunda fütüristik çalışmalarını sosyal etkileşimi en güçlü mekan tasarımlarında göstermeye devam edecektir.

Siz sanatsal da iç içesiniz. Derinlikler Sanat Merkezi, Sizin bir parçanız. Sanata bu ilginiz nerenden geliyor?
Aslında eğitimim Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimari ve Endüstri Ürünleri asarım Bölümü idi. Eğitimimin başında temel sanat eğitimi, dünya ve Türk sanat tarihi, ayrıca çağdaş plastik sanatları atölyesinin akademi içi çalışmalarına tanık ve iyi bir izleyici oldum. Profesyonel meslek hayatımda ise sanatın mimari ve iç mimarinin paralelinde olduğunu, hatta ayrılmaz bir bütün olduğunu anlamış olduk. 2006 senesinin Nisan ayında sanat ile mimari çalışmalarımızı birleştirdik. Bu birleşim bize farklı bir dinamik ve çevre kazandırdı.


Türkiye’nin ilk Fiziksel Engelliler Anaokulu projesini gerçekleştiriyorsunuz. Bunu da genç tasarımcı ve mimarlarla yapıyorsunuz. Biraz bunlardan bahseder misiniz?
Fiziksel Engelliler Anaokulu Ulusal Tasarım yarışması, eğitim aşamasında olan mimarlık, iç mimrlık ve endüstri ürünleri tasarım bölümü öğrencilerinin bu konudaki farkında lığını artırmak ve profesyonel yaşamlarında bu tip projeleri hayata geçirmeleri için önemli bir adımdır. En önemli olan diğer unsur ise engel olan üç yaşındaki çocuğun ile engeli olmayan üç yaşındaki çocuğun aynı ortamı paylaşmasını sağlamak ve engeli olan çocuğu sosyal yaşama adapte etmektir. Çünkü %90 anne baba, engeli olan çocuğunu ilköğretim çağına kadar dış ortamla ilişkisini en minimumda tutuyor. Böylece engeli olan çocuk asosyal ve dış ortamdan bihaber yetişiyor. Aynı şekilde engeli olmayan çocuk de engelli bir çevresi olmadığı için tamamıyla o konuda farkındalığı, çocuk, karakter ve davranışları belirlenme aşamasında iken sağlamak ve yeni yetişen gençliğin konu üzerindeki hassasiyetini artırmaktır.

Genç tasarımcıları nasıl buluyorsunuz?
Genç tasarımcılar iletişim çağının bütün nimetlerinden oldukça fazla faydalanıyorlar. Bunun sonuçunda her konuda belirli ölçüde fikirleri var. Gerektiği zamanlarda da internet sayesinde bütün araştırma sonuçları vs. ellerinin altında olabilir. Belki de bu nedenle, pratik ve uygulama çalışmaları yapmaktan kaçınıyor. Bu uygulama sorunlarını bilmemezlik genç tasarımcılara, ilk tasarım süreçlerinde üretilmez tasarımlar veya kullanılamaz ürünler olarak çıkabiliyor. Bu nedenle genç tasarımcıların tasarım süreçlerinde detay sorunlarını kolay aşabilmek için her zaman uygulama ve pratiği ön planda tutmaları gerekir.


Mimari projeler, fuar stantları, ürün tasarımları, restaurant ve catering tasarımı alanlarında hizmet veriyorsunuz. Peki bunlardan hangisi daha ağır basıyor?
İç mimari ve mimari projeler toplum için farklı örnekler oluşturmalıdır. Bu misyondan yola çıkarak, toplumun en fazla kullandığı, tükettiği, eğittiği mekanlar olmalı diye düşünüyoruz. Bu mekanlardan restaurantlar showroomlar ve kültür merkezleri ofisimizin misyonuna en uygun mimarı tasarım ve uygulama onlarıdır. bunların içinde de restaurant ve catering amaçlı projeler ofisimizin en iddialı olduğu alandır. Çünkü insanları ağırlamak ve memnun ayrılmalarını sağlamak oldukça zordur. Zorluklar her zaman tasarımcının algılarını açık tutar. Tasarımcı kendisine yeni bir şey katıyorsa, aynı şekilde nihai kullanıcıya da akıtabiliyor demektir. İş arkadaşlarım ve şahsım olarak kendinizi en iyi ifade etiğimiz alan olarak restaurant ve catering tasarımını göstere biliriz. Bu konuda yaptığımız örnekler sektörde oldukça iddialı mekanlardır.

Bugüne kadar çeşitli olanlarda peki çok proje yapmışsınız. Bunlardan sizi en çok heyecanlandıran hangisiydi?
Aslında tamamladığınız projelerin birden fazlasında bu heyecanı yaşadığımızı söylemek yanlış olmaz. Zira tasarımcının üretici olabilmesi doğrultusunda ona problemler veya güçlükler çıkaran, dolayısı ile tasarım yapabileceği olanı kısıtlayarak tasarım kriterlerini belirleyen ve bazı noktalarda da onu özgür bırakan projelerde biz o heyecanı yaşamışızdır. Bu noktada, bazıları için sıkıcı \ kısıtlayıcı görünen engellerin bize ters tepki yağtığını söyleye biliriz. Eğer bunların içerisinden bir tanesini seçmenizi isterseniz, bu proje kesinlikle Sepetçiler kasrı olacaktır. Zira saltanızın kullanmış olduğu ve saltanat sonrası zamanda farklı işlevlerin verildiği bu yapıyı günümüzde farklı işlevler altında yeniden projelendirip kullanıma sunmak bu bağlamda hem kısıtlayıcı, hem de ilham verici olmuştur bizim için. Öte yandan, kendisi başlı başına bir mimari ürün ve tasarım objesi olan bir yapı içinde tasarım yapmanın heyecanını sanıyoruz ki hiçbir tasarımcı yadsıyamaz.


Biraz da yeni projelerinizi anlatır mısınız?
Şu anda üzerinde uzun süredir çalıştığımız, Sarıyer Sadadkent’te dört katlı bir villanın uygulama aşamasındayız. Bunun yanında, Ataşehir’de bulunan İncity sitesinde bir dairenin uygulamasını tüm detaylarıyla bitirmek üzereyiz. Henüz tasarımına devam ettiğimiz için ismini vermemizin doğru olmayacağı bir gıda zincirinin de konsept çalışmasını yürütüyoruz.


Yazılar: Cafe, Genç Mimarlar, MDM Mimari, Mimar, Mimari Tasarım, Restaurant, Tasarım, İç Mimar

