KatogorilerSon KonularArşivimizMeta |
Falzing ve Titan Silver adlı alüminyum çatı ve cephe kaplama ürünlerini Türkiye’de Botek İnşaat işbirliği ile pazarlayan Corus, şimdi de Kalzip adlı ürününü Türkiye’de satışa sunmak için Botek yönetimi ile prensip anlaşmasına vardı.
Corus ve Botek İnşaat’ın Almanya’nın Koblenz kentinde gerçekleştirdiği basın toplantısında bilgi veren Babür Orhan, Kalzip hakkında şu bilgileri verdi:
Dış hava şartlarına oldukça dayanıklı olan Kalzip’in bina ömründen de uzun bir ömrü var. Ayrıca oldukça hafif ve kolay şekillendirilen bir ürün olduğu için mimarlara hayal edebildikleri her şekli uygulama olanağı veriyor. Öte yandan Falzing, Titan Silver ve Kalzip gibi bütün aliminyum çatı ve dış cephe kaplamalarının pek bilinmeyen önemli bir özelliği de diğer kaplama sistemlerine göre yüzde 50 pahalı olmalarına karşın yüzde 70′lik bir hurda değerleri olması. Yani, bina ömrünü tamamladığında dış cepheyi hurda olarak satabilir, harcadığınız miktarın yüzde 70′ini geri alabilirsiniz.”
Çatıda elektrik üreten sistem Türkiye’de
Botek İnşaat, dünyanın yedinci büyük demir ve çelik üreticisi olan Corus’un geliştirdiği elektrik üreten çatı sistemini Türkiye’ye getirecek. Ürünü piyasaya vermek için TBMM’de görüşülmekte olan Dönüştürülebilir Enerji Kaynakları Yasa Tasarısı’nın yasallaşmasını bekliyor.
Laminant Solar’ın güneş enerjisi ile çatılarda elektrik üretimine imkan tanıdığını kaydeden Botek İnşaat’ın sahibi Babür Orhan, sistemin Türkiye’de kullanılabilmesi için Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanun Tasarısı’nın bir an önce yasalaşması gerektiğini belirtti.
Alman vatandaşları devlete enerji satıyor
Babür Orhan, Laminant Solar’ın başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde kullanıldığını belirtti. “Bu sistem sayesinde Alman vatandaşları hükümete enerji satabiliyor” diyen Babür Orhan, Almanya’daki sistemin işleyişini şöyle anlattı:
Almanya’da bu sistemle ticari binalarda enerji üretilebiliyor. Ancak bu enerji binanın içinde kullanılmak yerine şehir sistemine aktarılıyor. Eğer şirket 100 birimlik bir enerji üretip 70′ini kullanıyorsa, devlet geri kalan yüzde 30′luk kısmın ücretini şirkete ödüyor.”
Konutlarda da kullanacağız
Laminant Solar’ın 200 metrekarenin altındaki uygulamalarda verimli olmadığı için Almanya’da sadece ticari binalara uygulandığını söyleyen Babür Orhan, “Türkiye’deki büyük konut ve apartman tarzı yerleşim anlayışı bizim için büyük avantaj. Tasarının yasallaşması halinde biz bu sistemi konutlarda da uygulamayı planlıyoruz” dedi.
Corus’un patentine sahip olduğu Kalzip çatı sistemleri dünyanın birçok yapısında estetik görünüm sağlarken, hafifliği sayesinde yapılarda çok çeşitli mimari uygulamalara imkan tanıyor. Bu uygulamalardan bir tanesi de Shanghai’daki Qizhong International Tennis Center. Corus’un Falzing sistemiyle kaplanan bu spor kompleksinin çatısı, istenildiğinde açılıp kapanabiliyor.kapıdergisi.com
Binalar için büyük önem taşıyan su izolasyonu konusunda kullanıcılarına beş yeni teknik çözüm sunan Kalekim’in, ilk kez tanıttığı IzoPur Poliüretan Su İzolasyon Sistemi, suya ve dona karşı çok dayanıklı. Ayrıca güneş ışınları altında esnek yapısını yitirmemesi, solmaması ve tebeşirleşmemesi ile çatı, balkon ve teraslarda çok uzun ömürlü bir su izolasyonu sağlıyor. evimdergisi.com
Geleneksel mimarlığımızda evlerin plan tiplerini içinde yaşayan ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı belirler. Doğal etkenler, daha çok binaların yapı sistemleriyle ilgili çözümler üzerinde kendini göstermektedir.
Doğu Karadeniz kıyı kesimi evlerinin ana mekânı mutfaktır. Ancak mutfak terimi, bu mekânın tanıtımına yetmez. Çünkü sözünü ettiğimiz mutfak, sadece yemek pişirme eylemini değil, yemek yeme, oturma, dinlenme, yıkanma ve bunun gibi işlevleri de karşılayabilen çok amaçlı bir mekândır. Evin plan şemasının temel elemanı sayılan mutfak, yörede Aşhane, Ohomonduni olarak da adlandırılmaktadır. Bazı örneklerde iç mekânlar toplamının yarısı kadar alan kaplayabilir.
Evin arazideki yeri ve konumu belirlenirken aşhane, genellikle korunmuş yöne yerleştirilir. Aile bireylerinin ev içindeki yaşamlarının büyük bir bölümü bu mekânda geçmektedir. Aşhane’nin özellikle kış aylarında yağıştan, soğuk rüzgardan korunmuş olması istenen çözümdür. Odalara, hayata, yıkanma yerine ve tuvalete bu mekândan ilişki kurulur. Evin girişi bile genellikle doğrudan aşhaneye açılır. Geleneksel kulanımda bahçeyle sürekli ilişkisi olan insanların çamurlu ayaklarıyla içeri girebilmeleri için, aşhanenin döşemesi sıkıştırılmış topraktır.
Aşhanenin çok amaçlı kullanılabilmesi, araç ve gereçlerin taşınabilir olmasını gerektirmiştir. Aşhane’de ocak ve dolaplar dışında sabit olan donatı elemanları yoktur. Otuma elemanları elle, kolayca taşınabilen arkalıksız iskemlelerdir. Üzerinde yemek yenen eleman ya bakır sini ya da ahşap sofradır. Açılıp katlanabilen ayaklar üzerine yerleştirildiğinden işi bittikten sonra duvardaki yerine asılmakta, mekân diğer kullanımlara hazırlanabilmektedir.
Aşhane’de, Hayat bölümüne geçiş kapısının karşısına gelen duvarda sürekli ateş yanan bir bölüm ayrılmıştır. Bu ateş yemek pişirme, su ısıtma, mısır ekmeği pişirme gibi eylemler, dışında kışın ısınma, korlarından yararlanılarak mangal yakma gibi çok yönlü yararlar sağlamaktadır. Tavandan, ucunda yüksekliği ayarlanabilir bir çengeli bulunan zincir sarkıtılmıştır. Zincirin çengeline hazırlanacak yemeğin türüne göre büyüklükleri ve biçimi farklı kazan asılarak ve altındaki ateş canlandırılarak pişirme işlemi gerçekleştirilir.
Bazı örneklerde ateş yakılan bölümde içinde insanların oturabileceği büyüklükte kemerli ocak yapılmıştır. Bazılarında ise ateşin dumanları serbest yükselmekte ve tavanda özellikle bırakılmış boşluktan dışarı atılmaktadır. Aşhane’de yanan ateş korları kül altına saklanarak gece sönmeden sabaha kadar korunur ve ateş yeniden canlandırılır. Bu işlem kuşkusuz kibritin henüz yaygın olmadığı dönemlerden çağımıza ulaşmıştır. Ancak sosyal yaşamda öyle yer etmiştir ki, yoldan giden biri gördüğü evin bacasından çıkan dumana bakarak rahatlar. Tersine duman çıkmayan evler için de huzursuzluk duyar. Çünkü evin çatısının üstündeki duman içinde yaşamın devam ettiğini gösterir. Halk arasındaki en büyük beddualardan biri “Ocağın sönsün” sözleridir.
Aşhane mekânının hayat bölümüne geçilen kapısının yanlarıda yüksekliği insan elinin uzanabildiği düzeye kadar olan kapaklı dolapları vardır. Bu dolabın alt bölümleri daha çok toprak zemine de konabilen kazan, bakraç, tencere ve benzeri diğer eşyalar için ayrılmıştır. İnsan elinin rahat uzanabildiği orta bölüm ise en çok kullanılan araç gereçlerin korunduğu yerdir. Dolabın üst bölümündeki kapalı gözler ise, daha az kullanılan araç gereçlere ayrılmıştır. Bunların dışında, bakır sinilerin geçici olarak ahşap duvara iliştirildiği mandallar, bazı küçük araçların asıldığı çengeller ve açık raflar aşhanenin uygun duvarlarına yerleştirilmiştir.
Evin en önemli mekânı olan aşhanenin girişi, uzaklardan bile farkedilecek çözümlerle biçimlenmiştir. Evlerin tümüne 50 santimetreyle 100 santimetre arasında bilen yükseklikten girilir. Bir başka deyişle öncelikle iç mekâna kolay geçişi sağlamak üzere kapının bulunduğu bölüme bir platform hazırlanır. Genellikle bu platformun üstü kapalıdır. Giriş terası olarak tanımlanabilecek olan bu açık alanın uzunluğu aşhanenin boyu kadardır. Genişliği ise 1,5-3 metre kadardır. Bu platformdan eve, evin önünde yer alan setlenmiş düzlükten bir merdivenle ulaşılır. Ayrıca platformdan evin alt katına ulaşan bir ikinci merdiven bağlantısı bulunmaktadır.
Dışa açılan kapı, iç kapılara oranla daha büyüktür. Gündüzleri açık tutulur. Evin içine köpek, tavuk ya da diğer hayvanların girmesini önlemek üzere yerden 120-150 santimetre yüksekliğinde halk arasında Perde olarak adlandırılan ve kapalı tutulan bir kapı daha vardır. Bu kapının uygun yerine, mandalı dışardan gelen kişi tarafından kolayca ulaşabilmesi amacıyla, dairesel bir boşluk bulunmaktadır. Bu çözüm, evin kapalı tutulan kapısının insanlar için değil, içeri girilmesi istenmeyen hayvanları engellemek amacıyla yapılmış olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Hayat, evin araziye yerleşmesinde denize, vadiye ya da manzaraya açılan yönünde yer alır. Her iki yanında birer ya da ikişer oda bulunur.
O halde plan tipinin oluşumunda bir ortak mekân, çevresinde sıralanan odalar, hayat ve çamaşırlık-tuvalet mekânlarından oluşur. Bu mekânların bazıları ortak mekânla/aşhane doğrudan, bazıları dolaylı ilişkilidir. Dolaylı ilişkili olanlar, hayattan girilen odalar ve uzun bir koridordan geçilen çamaşırlık-tuvalet mekânlarıdır.
Hayatın yanlarında yer alan odalardan büyük olanı Baş Oda’dır. Seki ya da sedir düzeniyle oturma ve yatmaya olanak veren baş odalarda genellikle ocak bulunmaktadır. Daha çok konuk ağırlanırken kullanılır. Baş Oda’nın karşısında bir ya da iki oda bulunur. Bunlardan manzaraya bakan Köşk Oda olarak adlandırılır. Genellikle evin genç evlileri tarafından kullanılır.
Bazı ev tiplerinde çamaşırlık-tuvalet mekânına geçiş koridoru, Hayat’tan bazılarında ise Aşhane’den çözülmüştür. Yaygın olan uygulama, bu ilişkinin Hayat’tan bağlantılı olanıdır.
Ortak mekânla doğrudan ilişkisi olan oda sayısı dörde kadar çıkabilmektedir. Evin ana giriş kapısının karşısına gelen yönde bir oda varsa Yan Oda iki oda varsa arazi eğiminin yükseldiği yönde yer alana Yukarki Oda, eğimin alçaldığı yönde yer alana Aşşaki Oda adı verilmektedir. Bazı örneklerde Hayat’ın yanında yer alan odalardan biri doğrudan ortak mekânla ilişki kılınmıştır. Bu durumda biçimlendiğinde Mabeyn Oda ismini alır. Büyük örneklerde giriş kapısının yanında da ortak mekânla doğrudan ilişkili bir oda daha yeralmaktadır ki, bu plan tipine çok varlıklı ailelerin evlerinde rastlanabilmektedir.
Ev planlarında mekânların yeri ve birbirleriyle olan ilişkileri aynı ilkelerle biçimlenmesine karşılık, aile büyüklüğüne ya da ekonomik güce bağlı olarak oda sayılarında, mekân büyüklüklerinde farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Genellikle arazinin eğimli olduğu kabul edildiğinde eğimin yükselen bölümünde ortak mekân/aşhane, eğimin alçaldığı ve manzaraya bakan bölümünde Hayat yerleştirilerek iç mekânın iki temel elemanının yeri belirlenmiş ve odalar bu iki mekânın yanlarına yerleştirilmiştir.
İklim açısından istenen yönler önem sırasına göre doğu, güney ve batıdır. Kuzey iklimsel etkiler açısından istenmeyen yön olmasına rağmen genellikle manzaraya açıldığı için evler de çoğunlukla kuzeye dönüktür. Bu saptama, Karadeniz insanı için, evde mutlu yaşamanın ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Odaların çoğunlukla gece kullanım alanına karşılık adları ne olursa olsun bazı tiplerde ocaklar yapıldığı, hatta bazılarına sonradan eklendiği düşünülürse bu odaların gereğinde oturma, dinlenme, çalışma eylemlerine de olanak tanıyan bir düzeni ortaya çıkmaktadır.
Zamanımıza ulaşabilenlerin çoğunda ocakların ve sekilerin sökülmüş, ortak mekân zeminini ahşapla kaplanmış olması, bunların eski kullanımlarıyla ilgili bilgilerin unutulup kaybolmasına yol açmaktadır.
Doğu Karadeniz evinin ülkemizin diğer bölgelerine göre farklılıklarına bakıldığında, orta yaşama mekânının aşhaneyle bütünleşmiş olduğu görülür. Türk evinde en önemli mekân Oda iken, Doğu Karadeniz evinde Aşhane’dir. Bazı yörelerde bu mekân Hayat olarak adlandırılmıştır. Oysa Hayat’ın Sofa ile eş anlamlı bir ad olduğu benimsendiğinde Mabeyn olarak adlandırılan manzaraya yönelik mekânın Hayat olması gerekir. Türk evi plan tiplerinde sofa/hayat ev mekâları içinde en geniş alanı kaplamasına karşılık, Doğu Karadeniz evinde boyutları oldukça küçülmüştür.
Bu temel farklılıklardan başka aşhane ve iç düzenlerinde de farklılıklar vardır. Kapı, ocak, dolap, tavan süslemelerinde eski Karadeniz kültürlerinin izleri olmasının yanı sıra Kafkasya’dan gelen dış etkiler de ağırlıklı olarak kendini göstermektedir.
Kent ve köy evlerinin plan şemalarındaki farklılıklar, tarımsal üretimle tarım dışı üretimin ortaya koyduğu değişik çözümlerden kaynaklanmaktadır. Köy evlerinde toprak zeminli mutfak varken, kent evlerinde odalardan biri mutfak işlerini üstlenmiş veya bahçede ek yapı olarak yer almıştır.
Köy evlerinin alt katı hayvan barınağı olarak kullanılırken kent evlerinde alt kat kışlık oda, depo ya da mutfak olarak kullanılmaktadır. Kent ve kasabalarda koyların rüzgar ve dalgaları perdelediği bölümlerde yalılar yer almıştır. Yalıların alt katları kayıkhane ve ağ depoları olarak değerlendirilmiştir. Kent evlerinde gelenek içindeki evlerin alt katları dükkândır.
İnsan yaşamının sürdürüldüğü üst katlar, kent evlerindeki plan şemalarının karakteristik tiplerini oluştururlar. Trabzon’un doğusundaki kent ve kasaba evlerinde kırsal kesim planları olan iç sofa ya da açık sofa/hayat ile yöresel çözümlerin yorumundan oluşan kendine özgü çözümler vardır. Bu evlerde toprak zeminli aşhane ve iç sofa bir arada vardır. Hayatlı ya da açık sofalı planlar Ardanuç, Artvin ve Trabzon evlerinin bazılarında uygulanmıştır.
Eskiden bu tür evlerin daha yoğun olduğu, zamanla açık sofaların kapatılarak uç sofaya dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır.
Trabzon’un batısında ise toprak zeminli aşhane yerine ayrı bir mutfak planda yerini almıştır. Bu mutfak, yalnıza yemek pişirilen ve ev halkının zaman zaman oturma, yemek yeme eylemlerini karşılayan bir mekârdır. Asıl oturma, dinlenme, yemek yeme işlevlerini odalar karşılar.
Genellikle alt ve üst katların planları aynıdır. Girişin yarısından başlayan merdiven çoğu tiplerde köşeden üst kata bağlanır. Sofa,T, L yada karnıyarık ve kapatılmış hayat şeklinde olabilmektedir.
Daha çok kent ve kasabalarda rastlanabilen iki katlı evlerde evin boyutları daha küçüktür. Oda sayısının katlara bölünmesiyle daha yalın plan şemaları oluşturulmuştur.
Yapı sistemi
Doğu Karadeniz yöresindeki mimarlık ortamında kullanılan yapı sistemleri başlıca üç bölüme ayrılabilir: Bunlardan birincisi ahşap yığma yapı sistemidir. Dikmeler kullanılmadan ahşap yapı malzemelerinin yatay olarak birbiri üzerine bindirilmesiyle kurulan taşıyıcı sistemleridir. Doğu Karadenizde bu tip yapılara, ahşabın yaygın olduğu iç kesimlerde ve genellikle yaylalarda rastlanabilmektedir. Günümüze kadar ulaşabilen kıyı kesimindeki ahşap yığma yapıların, büyük ağaç türlerinin buralarda da yaygın olduğu, eski yıllardan kalma olduğu söylenebilir.
İkincisi ise, ahşap çatma/iskelet yapı sistemidir. Çatma, Ahşap İskelet, Ahşap Karkas gibi yöreye ait deyimler, her kesimde belirli yapı sistemini tanımlayamayabilir. Bölgenin bir kesiminde Çatma olarak adlandırılan yapı sistemi, başka bir kesimde İskelet ya da Karkas olarak adlandırılmıştır. İsmi ne olursa olsun bu tip yapı sistemlerinde ana kural, tüm yapı yükünü temel duvarlarına ileten taşıyıcı elemanlar, ahşap yığma sistemlerin tersine düşey olarak kullanılmaktadır.
Genellikle 50 santimetre kalınlığında moloz taşla yapılan temel duvarları yükseltilerek bodrum kat elde edilmiştir. Çatma yapı strüktürü, temel duvarların belirli düzeyde bitiminden sonra kurulur. Öncelikle taş duvarın üstüne yatay konumda 15×15 kesitli taban ağaçları yerleştirilir. Köşeler, yörede Boğaz Geçme olarak adlandırılan yarım geçmeyle birleştirilir. Gerek köşelerin gerekse kiriş-taban ağacı birleşmelerinden rijit olabilmesi için taban ağacı üst üste iki parçadan oluşturulur. İkinci aşamada taban ve kirişlerin üzerine geçme bir detayla düşey taşıyıcılar oturtulur.
Yörede direk olarak bilinen düşey taşıyıcıların boyu, normal kat yüksekliğini belirlemektedir. Köşe ve aradaki ana direklerin üstüne, yatay konumda yine geçme detaylarla Direk Başı yerleştirilir. Bütün bu işlemler yapılmadan önce yapının cephesinin kuruluş biçiminin önceden saptanmış olması gerekir. Bunun nedeni, seçilen dolgu malzemelerinin de taşıyıcı sisteme yardımcı olmalarıdır. Çatma yapılarda dolgu tekniğine göre cephe üç şekilde kurulmaktadır.
Blok Ahşap Dolma
Dolgu malzemesi 5-6 santimetre kalınlığında ve 30-40 santimetre genişliğinde genellikle sert ağaç ve çıralı çam tahtalardır. Bu tahtaların yatay konumunda üst üste dizilmesiyle bina yüzeyinin kurulabilmesi, dolguların da ana taşıyıcılarla birlikte inşa edilmeleri sonucu gerçekleşir. Dolgu elemanlarının direklerde açılan oluklara geçirilebilmesi için başka bir çözüm yoktur. Yörede genellikle yatay kullanılan blok ahşap tahtaların, düşey olarak kullanıldığı örneklere de rastlanmaktadır.
Blok ahşap dolgulu karkas sistemlerde, köşe direklerinin yatay yükleri karşılamak üzere çarpaz payandalarla desteklenmesine de gerek kalmaz. Buna karşılık dış yüzeyin kurulmasında, pencere boşluğunun oluşturulması ve su sorununun giderilmesi için önlem alınmak gerekmiştir. Pencere boşluğunun kurulabilmesi ara dikmelerle gerçekleşebilmektedir.
Bazı örneklerde ara dikmeler, taşıyıcı değil pencere aralarındaki dolgu tahtalarının bağlayıcısı görevini yaparlar. Bu dikmelerin arasına, döşemeden 70-80 santimetre yükseklikte alt pencere yüksekliğini sınırlayacak şekilde üst yatay bağlantılar yapılır. Örneklerin çoğunda bu bağlantılar, blok ahşap dolgu malzemesiyle yapılmıştır. Blok ahşap dolmalı çatma sistemlere günümüzde ahşabın bol olduğu iç kesimlerde rastlanmaktadır. Kıyı kesimlerinde görülebilen çok az sayıda örneklerin, 150-200 yıl öncesinden kalma olduğu sanılmaktadır.
Göz Dolma
Düşey ve yatay konumdaki taşıyıcıların araları daha küçük kesitli parçalara bölünerek kurulur. İç bölmelerin dış yüzeyle birleştiği yerlerde ve pencere boşluklarının yanlarında ara dikmelerden yararlanılır. Ayrıca yatak konumundaki ara bağlantılar pencere boşluğunun alt ve üst kenarını belirlemektedir.
Düşey ve yatay konumdaki tüm ana ve ara taşıyıcıların oluşturduğu boşluk, 17-20 santimetre arayla önce düşey ahşap elemanlarla bölünür. Meydana gelen dar, uzun boşluklar 15-22 santimetre arayla düşey elemanlara tesbit edilen küçük yatay parçalarla yeniden bölünerek kare ya da dikdörtgen kutucuklar oluşturulur. Artık kurulmuş olan cephe yüzeyi, dolgu malzemesi yerleştirilmeye hazır durumdadır.
Göz dolması sisteminde dolgu malzemesi, bir yüzeyi çok düzgün olan dere taşlarından kırılarak hazırlanmaktadır. Ahşap elemanlarla oluşturulmuş gözler arasında küçük oranda boyutsal farklar olmasına rağmen, bu boşluklar standart sayılabilir. Bu nedenle hazırlanan dolgu taşlarının da gözlere girebilecek şekilde standart olması gerekmektedir
.
Pencere boşluklarının dışında tüm kutucuklar, hazırlanan taşlarla doldurulmaktadır. Taş dolguların ahşap gözlerle meydana getirdiği küçük boşluklar, kireç harçla kapatılarak cephe kuruluş tamamlanır. Zamanla kararan ahşap sistemin içinde farklı renkteki dere taşları ve beyaz kireç harcı, evlerin dış yüzeylerini yeşil doğa içinde bambaşka bir görünüme ulaştırmaktadır. Göz dolma tipindeki evlere Sürmene ile Hopa arasında kıyıya yakın olan kesimlerde yaygın olarak rastlanabilmektedir. Devlet Karayolu üzerindeki yerleşmelerde birkaç örnek dışında hemen hemen tümü yıkılmıştır.
Muskalı Dolma
Tüm yapı sistemi göz dolmalı evlerdeki gibidir. Ancak, muskalı dolma evlerde geçme yerine metal tesbit elemanlarının kullanılması, bu tekniğin daha sonra ortaya çıktığı varsayımını kuvvetlendirmektedir. Muskalı dolmada ana ve ara taşıyıcılar göz dolması tekniğinde olduğu gibi ve yine aynı aralıklarla kurulur. Yalnız küçük kesitli ahşap dikmelerin aralıkları biraz daha büyük (20-25 santimetre) tutulur. Sonra bu dikmelerin arasına genellikle 45 derece eğimli küçük parçacıklar yerleştirilmektedir. Böylece göz dolmada kare ya da dikdörtgen olan boşluklar, burada üçgen biçimindedir. Küçük üçgenler muskaya benzediğinden, halk arasında Muskalı Dolma olarak adlandırılmıştır.
Muskalı dolmadaki üçgen boşluklara uygun tek parça taş bulunamadığından, birkaçı birarada olmak üzere kireç harçla yerlerine yerleştirilir. Bu nedenle boşluklar göz dolmada olduğu kadar düzenli değildir.
Muskalı dolma evlerin bazılarında dış yüz, ana taşıyıcıların dışında tümüyle sıvanmaktadır. Bazılarında ise yalnız üçgen boşlukların içindeki taşların üzeri sıvanır. İkinci şekilde tüm strüktür dıştan algılanmakta, birincisinde ise beyaz düz yüzey görünmektedir.
Trabzon-Rize arasında günümüze kadar uzanabilen örneklerin çoğu terkedildiğinden harap durumdadır. Bu nedenle dolgu taşları dökülmüştür. İç kesimlerde yer yer rastladığımız taş dolgusuz yeni muskalı evler ise parasal yetersizlik yüzünden tamamlanamamıştır. Yapısal yönden eksik olan bu örnekleri inceleyen bazı araştırıcıların muskalı dolma sisteminde, dolgu kullanılmadığı şeklindeki yargıları yanlıştır.
Karma Yapı Sistemi
Karma sistem, farklı yapı sistemlerinin aynı yapıda birlikte kullanılmasıdır. Gerçekte Doğu Karadeniz’deki yapıların çoğu karma sistemle inşa edilmiştir. Kıyı kesiminde temel ve bodrum duvarları yığma taş olmasına karşılık, üst kattaki sistem ahşap yığma ya da ahşap karkastır. Bazı örneklerde temel duvarının üstündeki normal katlarda ahşap yığma ve karkasın birlikte kullanılmış olduğu görülür.
İç kesimlerde, Şavşat ve Ardanuç çevresindeki örneklerde taş temel üstündeki zemin duvarları, yontulmuş kaba kütüklerin yatay olarak üst üste dizilmesiyle kurulmuş olmasına karşılık, üst kat ahşap yığma ve karkas karışımı Karma Sistemle yapılmıştır. Ahşap yığma ve karkas sistemin birlikte kullanıldığı en yaygın yapı türü Serendeler’dir. Serendelerde, konutların tersine alt kat payandalı direklerle karkas olarak kurulmasına karşılık üst kat ahşap yığmadır.
Mekanların kuruluşu
Dış cephede dolgu şekillerine göre adlandırılan dolma tipi ev, strüktürünün daha belirgin olarak kavranabilmesi için iç duvar, döşeme ve tavan kuruluşlarının da kısaca değinmekte yarar vardır. Örneklerin tümünde, dış duvarı oluşturan yapı sistemi ne olursa olsun, iç bölmeler, oda bölmeleri ve tavanlarda ahşap malzeme kullanılmış olduğu görülür.
Döşemeler
Oda döşemeleri, taban ağaçlarına bindirilen kirişleme üzerine kalın ve sağlam tahtalarla kurulur. Döşenecek açıklıkların büyüklüklerine göre kirişleme değişik yönlerde olabilirler. Kirişlerdeki yön değişikliği ve bindirmeler nedeniyle mekanlardaki döşemelerde yükseklik farkı doğabilmektedir.
Kıyı yerleşimlerindeki evlerde görülen orta mekan döşemesi, sıkıştırılmış topraktan oluşur. Tarımla uğraşan aile bireylerinin orta mekanla tarla arasındaki ilişki sıklığı düşünülürse bu çözüm yadırganmamalıdır.
İç Bölmeler
Blok ahşap dolma tekniğinin dış cephelerde uygulanış biçimi, iç mekan duvarlarının kuruluşunda da tekrarlanır. Göz dolmalı, muskalı dolmalı ya da blok ahşap dolmalı evlerde iç bölme tekniği hep aynıdır. Genellikle yatay konumda kullanılan bölücü elemanlar/tahtalar, düşey taşıyıcılarda açılan yarıklara geçirilmektedir. Üst üste bindirilen tahtalar ahşap kamalarla birbirine sıkıca bağlanmaktadır. Çok eski evlerde, baltayla yontulmuş 50 santimetre genişliğinde ve 7-10 santimetre kalınlığında tahtalardan kurulmuş ahşap yığma duvar/Tarabalara rastlanabilmektedir.
Çatılar
Doğu Karadeniz’de iki eğilimli, üç eğilimli ve dört eğilimli olmak üzere üç tür çatı vardır. Eğilimli çatı yüzeylerinin ara kesitinin/mahya yöredeki adı Omuz’ dur. Yörede iki, üç, ve dört yöne eğimli çatılar sırasıyla Semer, Üç Omuz ve Dört Omuz çatı olarak bilinir.
Semer örtülerde makas kullanılmaz. Üç ve dört omuz çatıların kuruluşu belli aşamalarla gerçekleşir. Dış duvarlar ve ara bölmeler üst bağlamayla bitirildikten sonra öncelikle makas ağaçlarıyla enlemesine bağlanır. Ortadaki makas direklerini birbirine bağlayan omuz başı ve kenar makas direklerini birbirine bağlayan kar bastı yerleştirilir.
Çatı eğimi yönünde olmak üzere 30-50 santimetre arayla mertekler, merteklerin üzerine de kiremit altı çıtaları konur. Çatı kaplaması yarma ahşap/hartama ile yapılacaksa, kiremit altı çıtalarına gerek kalmaz. Bunu yerine mertekler daha sık ve yatay olarak yerleştirilir. İç kesimlerdeki semer çatıların çoğu hartama ile örtülür. Yörenin çok yağışlı iklimi, ahşabın dayanıklılığını olumsuz yönde etkilediğinden, saçaklar alabildiğine geniş tutulmuştur. Özellikle konut yapılarındaki saçak genişlikleri 80-180 santimetre arasında değişmektedir.evkultur.com
Geleceğin evleri, kullandığı enerjiyi güneş ve topraktan alacak. İleri teknoloji yalıtımla yüzde 94 oranında tasarruf sağlayacak evlerde fosil yakıt kullanılmayacak.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Enerji İşleri Etüt İdaresi (EİE), gelişen dünyaya ayak uydurmak ve ülke ekonomisine katkı sağlamak üzere Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER)’nin de katkılarıyla bir proje başlattı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler tarafından 16 Mart 2006 tarihinde açılışı yapılan “Enerji Verimliliği Eğitim Tesisi Projesi”, binalarda yaşam kalitesini düşürmeden, kullanılan enerjiyi azaltmayı ve gerekli olan enerjiyi de yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamayı amaçlıyor. Enerji yeterliliği ve teknolojisiyle örnek oluşturacak tesis, aydınlatma, ısıtma ve soğutma için gerekli olan enerjinin bir kısmını, güneş ve yeraltı ısısı gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor.
Eğitim amaçlı kullanılacak
İki kattan oluşan Enerji Verimliliği Eğitim Binası’nın toplam alanı 275 m2. Binada üst düzeyde ısı yalıtım teknikleri, güneş enerjisi, jeotermal (toprak kaynaklı ısı pompası) enerji sistemleri, fiber optik aydınlatma sistemi, gün ışığı kontrol sistemi, ısıtma/soğutma amaçlı kompozit duvar gibi yeni teknolojilere yer verildi.
EİE, gelecekte yaygınlaştırılması amaçlanan binada geleceğin enerji profesyonellerini yetiştirecek. Örnek binanın kullanım amaçlarından başlıcaları “Binalarda Sertifikalı Enerji Yöneticileri” yetiştirilmesi ve “Halkın Bilinçlendirilmesi” olarak belirlendi.konutdergisi.com
Günlük hayatın olmazsa olmazları arasında yer alan cep telefonlarıyla, bir süre sonra garaj kapısını açmak da mümkün olacak.
İnternette sörf yapmaktan, radyo dinlemeye, fotoğraf çekip, sohbet etmeye kadar birçok hizmette kullanılan cep telefonlarının maharetleri arasına gün geçmiyor ki bir yenisi daha eklenmesin.
Cep telefonu teknolojileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Teleses Yönetim Kurulu Başkanı Recep Uzelli, cep telefonunda üçüncü nesil teknolojisi olarak nitelendirilen 3G ile ilgili de bilgiler verdi.
3G teknolojinin cep telefonlarını bir internet cihazına dönüştürdüğünü ve saniyede 2 Megabayt hızla internet bağlantısı sağladığını anlatan Uzelli, bu yolla hızlı internetin sağlayacağı tüm olanaklardan cep telefonları aracılığıyla yararlanma imkanı doğacağını söyledi.
Masaüstü bilgisayarları internete bağlıyken neler yapılabiliyorsa, 3G teknolojisi ile bunun daha hızlısı ve çok daha ilgincini cep telefonları aracılığı ile yapabileceğini anlatan Uzelli, büyük bir devrim olarak görülen bu sürecin herkesin hayatına birçok değişiklik getireceğini söyledi. Uzelli şöyle dedi:
Çünkü internet artık cebe girecek. Bunların en temeli ise görüntülü görüşme, interaktif oyun, dijital cep televizyonu gibi artık 3G ile ilgili internette bir arama yaptığınızda karşınıza çıkacak olan popüler uygulamalar. Sınırsız bir uygulama imkânına sahip olduğumuz bu yeni teknolojiyle, insan yaratıcılığının sınırlarını zorlayan birkaç örnekten söz edebiliriz. Bu yeni dönemde benim kişisel olarak ilgimi çeken, çok popüler olacağını düşündüğüm, konum tabanlı uygulamalar. Dünyada 2010 yılı itibari ile 1 milyar adet GPS’li telefon olacak. Örneğin kullanıcının konumuna bağlı olarak geliştirilen reklâm, sohbet, arkadaşlık uygulamaları.”
CEP TELEFONLARI, OTOPARK KUMANDASI GİBİ KULLANILACAK
Cep telefonlarının önümüzdeki 10 yıl içinde göstereceği teknolojik gelişmelere de değinen Uzelli, bunlardan ilkinin cep telefonlarının kredi kartı gibi kullanılması olduğunu söyledi.
Güney Kore ve Japonya’da şimdiden insanların kredi kartı yerine artık cep telefonlarını kullandıklarını anlatan Uzelli, diğer taraftan, cep telefonlarına yüklenecek programlarla trene binilip, OGS’den geçileceğini, sinema biletinin parasını cep telefonu ile ödemenin mümkün olacağını bildirdi. Uzelli, ”Ya da cep telefonunuzla garaj kapınızı açıp veya şirket çalışanlarınızın mesailerini takip edebileceksiniz” dedi.
Cep telefonunun otopark kumandası olarak kullanılmasıyla artık çantada kumanda arama devrinin sona ereceğini anlatan Uzelli, patronların, personelin yaptığı mesaiyi hem mekan hem zaman açısından rahatlıkla takip edebileceklerini anlattı. Böylece iş yerinde kimin, ne zaman, ne yaptığını, işe kaçta gelip kaçta çıktığını da izlemenin mümkün olacağına vurgu yapan Uzelli şunları söyledi:
YEREL RADYOLAR, DÜNYANIN HER YERİNDEN DİNLENEBİLECEK
2011 yılı itibari ile Facebook benzeri sosyal network sitelerine cep telefonu üzerinde 175 milyon kişinin abone olması bekleniyor. Diğer taraftan televizyon anlayışımız kökten değişecek. Televizyon kişisel bir alet haline gelecek. Yine gelecekte SDR olarak tanımlanan yeni radyo servisleri tamamen internet üzerinden cep cihazlarımıza ulaşacak. Dolaysıyla radyoların yerelliği ortadan kalkacak. Kayseri’den bir yerel radyo da tüm dünyaya yayın yapabilecek.
Kamera artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelecek. Yapılan araştırmalara göre 2010 yılına kadar 1 milyar kameralı telefon satılacak. Görüntü ve internetin birleştiği uygulamalar ve yeni iş leri kullanıcıların ilgisini çekecek. Yine cep telefonundan 2010 yılı itibariyle 32 Milyar dolarlık şarkı indirilecek.”
3G cihazların çıkmasıyla birlikte, içerik, uygulama ve mobil reklâm pazarının da çok gelişeceğine işaret eden Uzelli, devamla şöyle dedi:
Juniper Research’in araştırmasına göre 2006 yılı sonu itibari ile 17 Milyar dolar olan mobil eğlence pazarı, 2011 yılında 77 milyar dolara ulaşacak. Sadece mobil oyun pazarı 3,1 Milyar dolardan 11,9 Milyar Dolara ulaşacak. Dolayısıyla içerik sağlayıcılar ve uygulama geliştiriciler bu pazarın gelişmesinde çok önemli bir rol oynayacak. Diğer taraftan operatörlerin ücretlendirme yöntemleri de insanların ilgilerinin ölçüsü olacaktır. Eğer ücretlendirme aylık limitsiz olarak uygun fiyatlar ile ücretlendirilirse, daha yaygın olarak insanlar kullanacak.”
Uzelli, internetin artık insanların yaşamının çok önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, Dünyada ve Türkiye’de internet ve bilgisayar kullanıcı sayısının artmasında 3G’nin çok önemli bir itici güç olacağını anlattı.
TÜİK’in yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de her bin kişiden 222’sinin internet kullandığını ifade eden Uzelli, bu rakamın Fransa’da 430, Japonya’da 668, İzlanda’da ise 869 olduğunu söyledi.
Türkiye’de internet kullanım oranlarının Avrupanın gerisinde olmasına rağmen, yine de umut verici olduğunu belirten Uzelli, ”Geçen yıl içerisinde Turkcell’in kazandığı ihalenin iptal edilmesi şüphesiz sektörde büyük bir belirsizlik yaratmıştır. Bugün 180 Milyon olan Dünyadaki abone sayısının 2010 yılı itibari ile 650 milyona çıkması beklenirken, Türkiye’de hala 3G ihalesinin yapılmamış olması ve belirsizliğini koruması, oldukça sıkıntılı bir durum” dedi.
DÜNYADA 2,5 MİLYAR CEP TELEFONU ABONESİ VAR
Bugün dünya üzerindeki 218 ülkede 700 tane servis sağlayıcı şirketin, GSM teknolojisine dayalı altyapısı ile hizmet verdiğini anlatan Uzelli, cep telefonu kullanıcılarının GSM dışında başka sistemler de kullandıklarını söyledi.
Dünya üzerinde yaklaşık 2,5 Milyar olarak hesaplanan cep telefonu abonelerinin yüzde 85′inin GSM abonelerinden oluştuğunu belirten Uzelli, 3G’de ise durumun biraz daha farklı olduğunu, 70 ülkede, 160 operatörün 3G altyapısını kurarak toplam 180 Milyon 3G abonesine hizmet verdiğini bildirdi.. sabah.com
Dış cephe ısı izolasyonu (mantolama) uygulaması;
1. Levha kalınlığına uygun ölçüde subasman profili, ilk kat döşeme seviyesinin 20cm alt kısmına dubel ile tesbit edilir.
2. Yapıştırma harcı levha yüzeyinin tümüne kenarları boyunca sürekli, orta kısımlara noktasal olarak sürülür. Yapıştırıcının levhaların arasına en az %40 oranında temas etmiş olmalıdır.
3. Eğri olmayan çok düzgün cephelerde 10×10 mm ölçülerinde taraklı mala ile uygulama yapılabilir. Yapıştırma harcı levha yüzeyinin tümüne taraklı mala ile sürekli bir şekilde sürülür.
4. Yapıştırma harcı uygulanmış levhalar, subasman profiline oturtularak levhalar arasında boşluk kalmayacak ve binilerin sıkıca birleştirilecek şekilde hafifçe kaydırılıp duvara yapıştırılır.
5. Yapıştırma işleminden 24 saat sonra, yapının yüksekliği ve yüzey özelliklerine göre tarif edilmiş derinlikte ve sayıda dubelleme yapılır.
6. Dubelleme işleminden sonra kapı, pencere ve bina köşelerine, düzgün ve dayanıklı bir köşe oluşturmak için ebatlarına uygun ölçülerde alüminyum veya kendinden fileli köşe profilleri yerleştirilir.
7-8. Köşe profillerinden sonra, ilk kat sıva çelik mala ile uygulanır ve taraklı mala ile homojen bir kalınlık elde edilir.
9. İlk kat sıvayı takiben, alkalilere dayanıklı donatı filesi ilk kat sıvanın üzerine hafifçe gömülerek yatay ve düşey yerleştirilir.
10-11. İlk kat sıvanın hafifçe suyunu atmasından sonra ikinci kat sıva yapılır
12. İkinci kat sıvanın tamamen kurumasını müteakip (en az 24 saat) astar boya uygulaması yapılır.
13. Son kat dış cephe kaplaması olarak silikonlu veya akrilik esaslı boya veya dekoratif kaplama mala veya rulo ile uygulanır.ekolay.com
Binaların duvarlarını yazın serin kışın sıcak tutar çatlamayı ve dökülmeyi ortadan kaldırır. Don, yağmur, sıcak ve rüzgar gibi doğa olaylarından etkilenmez. Duvarların dışında ve iç yüzeylerinde nem ve küf oluşmasını önler. Yakıttan %70 varan tasarruf sağlar, iki ısıtma ve soğutma ve soğutma sezonunda sağlayacağı tasarruf ile sistem kendini amorti eder.
Tam 30 yıl enerji maliyeti tasarrufu sağlar. Binaların içindeki hava sirkilasyonunun kışın sıcak, yazın serin olmasını sağlar ve sabit bir nem oranını muhafaza eder. Kusursuz ses yalıtımı ile gürültüyü önler.Yakıt harcamasını azalttığından dolayı çevre dostudur. Dış duvarların daha ince ve hafif yapılmasına olanak verdiği için taşıyıcı sisteme yük bindirmez.
Kullanım Alanları
Evler, Apartman, Otel, Tatil Köyleri, Okul, Villlalar, Hastahane, Fabrika vs. gibi akla gelebilecek her türlü eski ve yeni binada kullanılır. Uygulandığı binayı gençleştirir, ömrünü uzatır yalıtım miktarlarını, yakıt masraflarını azaltır. Binaların içlerinde yaşayan, öğrenim gören, çalışan insanların olumsuz hava koşullarından etkilenmemelerini ve sağlıklı koşullarda soluk almalarını sağlar.
Kullanım Yararları
Kullanırsanız
Kışın duvarların iç yüzeylerinin oda sıcaklığı ile ayni kalmasını, yazın ise odaların içinin serin olmasını sağlar.
Rutubet problemi kalmaz. Isi kaybının en aza inmesini ve yakıt giderlerinden %70′lere varan tasarruf saglar.
Duvarların yalnızca iç yüzeyleri değil, dış yüzeylerinin de korunmasını ve yenilenmesini sağlar.
Kullanmazsanız
Kışın duvarların iç yüzeyleri oda sıcaklığından daha soğuk olur. Terlemeden dolayı, duvarlarda sık sık rutubet izlerine rastlanır.
Üstelik ısıdaki ani değişiklikler yapı gereçlerini genleştirir ve dış yüzeylerin yaşlanmasını hızlandırır. Çatlamalara neden olabilir.
Yazın duvarlar sıcağa karşı etkili bir koruma sağlayamazlar. Daha konforlu bir iç mekan elde etmek için duvarları dıştan izole etmek gerekir. www.evdose.com
Özel bir karışım dizaynı bulunan, yayılma kavramı ile değerlendirilen ve yerine kendiliğinden yerleşen, bu amaçla vibratör kullanımına kesinlikle gerek olmayan; kolay pompalanan, su çimento oranı düşük, yüksek dayanımlı, ayrılmayan, kendiliğinden sıkışan, kendiliğinden seviyelenebilen, C25-C50 sınıfı aralığında üretilebilen yüksek teknoloji ürünü bir beton olan Agilia, kolaylıkla döküldüğü kalıbın şeklini alıyor, mükemmel yüzey bitişi sağlayıyor, herhangi bir kimyasal katkı ilavesine gerek kalmadan özelliklerini en az 2 saat süresince koruyor.
Agilia dikey
Agilia dikey perde ve kolon uygulamarı: Agilia dikey; inşaatlarda kolonlar ve perdeler gibi dikey uygulamalarda, yoğun donatılı kalıplarda vibrasyon gerektirmeden ve segrasyona uğramadan kendiliğinden yerleşiyor.
Uygulama aşamasında döküm teknikleriyle ilgili teknik destek Lafarge profesyonelleri tarafından sağlanıyor.
Avantajları
Agilia, beton dökümü ve yerleştirmesi sırasında oluşabilecek işçilik ve uygulama hatalarını minimize ediyor.
Özel formülasyonu sayesinde segregasyon problemi yaşatmıyor. Döküm sırasında vibrasyona gerek olmaması sebebi ile; vibrasyon işçiliğinden, vibratör yatırım maliyetinden, vibrasyon için harcanan zaman ve enerjiden tasarruf sağlıyor.
Düşük su /çimento oranı ve boşluksuz yapısı sayesinde çevre şartlarının yapı üzerinde sebep olduğu korozyon etkilerini minimize ediyor, beton içindeki donatıyı tamamen sardığı için korozyon etkilerine karşı koruyor.
Akıcı, ince kıvamı ve homojen yapısı sayesinde en karmaşık kalıplarda, en sık donatılarda ve yapısal bütünlüğü sağlayan kolon kiriş bağlantı noktalarında mükemmel sonuç veriyor. Boşluk oluşma riskini ortadan kaldırıyor. Kalıp yüzeyinin şeklini yansıtarak özel yüzey dizaynlarına olanak sağlıyor.
Yüksek kalitede yüzey pürüzsüzlüğü sağlayarak, inşaat kalitesini yükseltiyor. Aynı zamanda düzeltme ve tamir nedeniyle oluşabilecek maliyeti ve zaman kaybını da minimize ediyor.
Ekipmanların kullanımında ve beton döküm süresinde optimizasyon sağlanması ile projenin tamamlanması için gerekli süreyi azaltıyor.
Yapılar Agilia ile güçleniyor
kendiliğinden sıkışması sayesinde Agilia güçlendirme projeleri için mükemmel çözüm sağlıyor. Agilia, Lafarge özel pompa hizmetleri ile kalıbın her noktasına ulaştırılabiliyor.
Agilia yatay: Agilia yatay; inşaatlarda döşeme, zemin ve saha betonu gibi yatay uygulamalarda, kendiliğinden seviyelenmesi sayesinde, hızlı ve kolay uygulanıyor.
Avantajları
Betonun dökümü ve yerleştirilmesi hızlı ve kolay tamamlanıyor, uygulama sırasında işgücünü en aza indiriyor.
Yüksek kalitede yüzey düzgünlüğü sayesinde mastarlama işçiliği süresinde ve maliyetinde tasarruf sağlıyor.
Yüksek kalitede yüzey düzgünlüğü sayesinde parke, seramik, halı gibi zemin kaplamaları beton üzerine direkt uygulanabiliyor, şap ihtiyacını ortadan kaldırıyor.
Lafarge tarafından temin edilen üçayaklar, kot verilmesinin daha sağlıklı ve daha hızlı olmasına yardımcı oluyor.
Agilia temel
Agilia temel, inşaatlarda, temel ve saha betonu gibi uygulamalarda kendiliğinden yerleşmesi, sıkışması, seviyelenmesi sayesinde beton dökümünün hızlı ve kolay tamamlanmasına, uygulama sırasında iş gücünün en aza inmesine olanak sağlıyor.
Avantajları
Hızlı döküm olanağı sayesinde Agilia dökümü kısa sürede tamamlanıyor.
Kütle betonlarında oluşacak, soğuk derz ve kot problemlerine çözüm sağlıyor.
Standart betona göre daha fazla su geçirimsizlik özelliği bulunuyor.
www.evdöse.com
Kış mevsimi bu yıl kendisini erken hissettirmeye başladı. Kışlık kıyafetler, çizmeler, paltolar dolaplardan çıkarıldı ve giyilmeye başlandı. Artık dışarı çıkarken şemsiyeler kesinlikle ihmal edilmiyor. Peki kendimizi soğuktan ve yağmurdan korumak için aldığımız bu önlemleri acaba evlerimiz için de uyguluyor muyuz?
Kış aylarının yaklaşmaya başladığı şu günlerde sorulması gereken ilk soru evinizin soğuğa, yağmura ve neme karşı dayanıklı olup olmadığı. Aksi takdirde kış aylarını rahat geçirmeniz mümkün görünmüyor.
Dünya petrol fiyatlarındaki rekor tırmanışa bağlı olarak soğuk kış günlerinde ısınmak için ayrılacak yakıt harcamaları cep yakıyor. Buna kışa erken girdiğimiz için kaloriferlerin şimdiden yakılmaya başlandığını da eklersek bu kış cebimizden ne kadar fazla yakıt parası çıkacağını daha kolay hesaplayabiliriz.
Ekstra masraf ve sorunlardan uzak bir kış geçirmek isteyenlerin evlerinin soğuğa, yağmura ve neme hazır olup olmadığını acilen kontrol etmeleri gerekiyor. Bu konuda sadece kapı ve pencerelerde meydana gelen ısı kaybını önleyebilmek için alınacak önlemler yetersiz kalıyor. Isı kaybı ancak yapının tümünde gerçekleştirilecek ısı yalıtımı uygulamaları ile önlenebiliyor. Evlerinde merkezi sistem ısıtma değil de kombi bulunanlar ise apartman yönetiminin karar almasını beklemeden içeriden ısı yalıtımı yaptırabiliyor.
Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği İZODER Genel Koordinatörü Ertuğrul Şen, yalıtımın sanıldığı kadar pahalı bir uygulama olmadığını belirterek, yapılacak yakıt tasarrufu sayesinde yalıtıma harcanacak paranın 2 ile 5 yıl içinde sağladığı tasarrufla geri döneceğini vurguladı. Yalıtımın yakıt giderlerinde ortalama yüzde 50 tasarruf sağladığına dikkati çeken Şen, İZODER’in bu gerçeği rakamlarla ortaya koymak için gerçekleştirdiği çalışmadan da bahsetti. Bu çalışmaya göre İstanbul’da yalıtımlı bir binada oturanlar yıllık yakıt harcamaları için 8 bin 525 YTL daha az ödeyecekler. Bu tasarruf Ankara’da 11 bin 376 YTL, Erzurum’da ise 18 bin 254 YTL’ye ulaşıyor. Rakamların büyüklüğü ısı yalıtımının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymak için tek başına yeterli gibi görünüyor.
Isı yalıtımına ek olarak yapılan su yalıtımı sayesinde konutlar sıcak, sorunsuz, huzurlu ve sağlıklı mekanlara dönüşüyor. Çünkü su yalıtımı eksik olan konutlarda su sızıntıları yüzünden aile bütçenizden büyük paralar ayırarak satın aldığınız eşyalarınız, duvarlarınız, tavanlarınız zarar görüyor. Bu zararlar gelecek yaz tatilinizi evinizde tadilatla uğraşarak geçirmeniz anlamına geliyor. Tabi bu durumda elden giden sadece yaz tatili olmuyor. Tüm uğraşlarınız ve yorgunluklarınızın yanında bu tadilatların bir de ekonomik anlamda ağır bedeli var.www.yapımagazin.com
Feza çelik kapıları, güvenlik ve estetiği bir arada uygulayarak farklılık yaratıyor. 100’e yakın alternatifi sunan Feza, 5.5 mm kasa kalınlığı, 9.5 cm kapı kalınlığı ile Türkiye’de çelik kapılarda bir devri başlattı.
Feza çelik kapıları, iç mekan çelik kapılarda 5 yıl, dış mekan kapılarda 10 yıl garanti verirken, Türkiye’de ilk kez ömür boyu servis garantisi de sunuyor. Güvenliğin ön plana alınarak İtalyan çift geçme kasa sisteminin uygulandığı kapılarda, harçsız, alçısız ve kaynaksız montaj gerçekleştiriliyor. Deprem bölgesi olan ülkemizde, İtalyan çift geçme kasa sistemi duvara kaynatılmadığı ve betonlanmadığı için kasa ve kapı sıkışmasını önleyip deprem anında ve sonrasında kapıların sağlıklı şekilde açılmasını sağlar. www.konutdergisi.com